Honke'nin gelini
Anne memur ailesinden gelmektedir ve 50'lerin sonunda büyük bir mağzada muhasebe bölümünde çalışır. Savaş sonrası Japonyasında bu ileri bir düzey aslında. Sonra bir gün görücü üsulüyle evlendirilir. Gelin gittiği evde (tabii) 2 görümce, kayınpeder ve kayınvalide vardır. Ev iki katlı ahşap bir evdir. Gelin olarak tüm yemek işini üzerine alması gerektiği gibi, evin geçim kaynağı olan dükkanda da kocasıyla beraber çalışması gerekmektedir. Dükkan içki dükkanıdır ve yalnızca kasada durmak değil, müşterilerle ilgilenmek ve şişe-fıçı taşımak, yani fiziksel olarak iş yapmak da gerekmektedir. Yıllar geçer ve büyükbaba öldüğünde dükkan ve ev (baba evi-honke) kocasına geçer. Baba evi olmak kolay değildir. Herşey honke'ye yakışır şekilde olmalıdır. Gelin herkesden çok çalışmalı, şikayet etmemeli, uygunsuz hiçbir davranışı olmamalıdır. Mali durumu kötü akrabalara yardım, kocaya giden görümcelere arka çıkma da honkenin ödevidir. Ama gelin ne de olsa eldir, görümcelerden geridedir yeri.
Kocası uzun zaman komada kalan annenin bizdekine benzer "Allah çektirmesin" ya da "Allah verdiği emaneti tez zamanda alsın" demeye hakkı yoktur bile, en azından yüksek sesle, yaşı 80'e yaklaşsa bile. Bu hak aynı "kandan" olan görümcelere mahsus. İşte böyler birşey el olmak, gelin olmak.
Şimdi anne bu kadar yıldan sonra kendi olabilecek mi? Bu kadar itilmiş katılmışlığı, hayatını ikinci plana atmayı ve isteklerini baskı altında tutmayı geride bırakabilecek mi? Ne dersiniz?











