29 Ocak 2013

Japon bayrağı

Cezayir'de öldürülen Japonlar için içim acıdı doğrusu. Bir de havaalanındaki görüntü.
Türkiye'deki görkemli askeri törenlere, bayrakları tabutlara göre biraz (çok iyi bir kelime değil ama) zavallı göründü gözüme.
Japon arkadaşlara sorunca, yine şu bayrak meselesi çıktı karşıma.
Biz Türkler için anlaması zor olsa da, Japonlar kendi bayraklarıyla çok barışık değiller. 2. Dünya Savaşı'daki faşizmi çağrıştırıyor diye bu konu neredeyse bir tabu. Geçtiğimiz yıllarda bazı okullarda öğretmenler bayrak törenlerini, bayrak çekilmesini ve milli marşı söylemeyi reddetmişti. Nedeni de milli marşın İmparator'a adanmış olduğu ile ilgili yayın kanı.
Son zamanlardaki Çin'in saldırgan davranışları olmasa kendilerinin de ulusal çıkarları olduğunu hepten unutacaklar.

Algeria siege dead and survivors flown back to Japan
Aratani’s body brought back from Algeria

28 Ocak 2013

En küçük şeyler Japonya'da

Ben şunlara bayıldım:
  • 3. Fewest profanities
  • 4. The country with the least chance of getting hit by a bullet
  • 7. The shortest poem in the world

25 Ocak 2013

Zaman

En son yazdığımdan beri uzun zaman geçmiş. 
Bu blogu okuyanlar da artık beklemekten sıkılmıştır.

Başladığımda Facebook bu kadar Türkiye'de popüler değildi. Gerçek ismini kullanmak da pek yoktu. Tweeter yoktu. Bu seçenekler o zaman olsa, belki de bu bloga başlamazdım. Bazı yazılar şimdilerde insanların internette okuyabileceklerinden çok uzun. (Gerçi Tweeter'daki 140 karakterle ne anlatılır o da ayrı dava ama.)
Anlatacak yeni şeylerim var mı? Japonya'da bana artık çok az şey ilginç geldiği için tıkandım kaldım belki. Önümüzdeki günlerde yeni denemelere başlayabilirim. Bazen bu blog'da yazıp Tweeter'a atmayı, ya da Tweet yazıp buraya atmayı düşünüyorum. Bakalım sizler ne diyeceksiniz?

Bugün aynı zamanda babamı kaybedişimizin 5. yılı. Rahmetle anıyorum.

01 Eylül 2011

Bayramınız Kutlu Olsun!

Herkesin bayramını kutlarım.
En son depremden 5 gün sonra yazmışım!
Uzun bir zaman geçmiş, ben bu blogu çok boşlamışım.
Yazacak çok şey varken neyi seçip yazmak gerektiğini iyice karıştırdım sanırım.

Bu deprem buradaki herkesi pek çok şekilde etkiledi. Yaşam benim için 11 Mart öncesi ve sonrası diye ayrılıyor. Bunu söylerken abartmıyorum. Deprem ve sonrasındaki günler sanırım yaşamımdaki en zor günlerdi. Pek çok duyguyu beraber yaşadım.

Bugün Japonya'da "Afet Önlemleri" günü. Hergün her an herşeye hazırlıklıyız. Her an herşey olabilir.

16 Mart 2011

Ben burdayim


Gercekten cok zor gunler. Japonlar cok buyuk bir kararlilik ve dayanismayla felaketin ustesinden gelmeye calisiyorlar. TVlerde kendileri buyuk felakete ugramis insanlarin baska insanlara yaptigi yardimlar gozleri yasartiyor.

Benim apartmana boyle kagitlar koymuslar. Elektrik tasarrufu. Bireylerin aldigi bu onlemler sayesinde elektrik kesintileri olmadan yasam devam edebiliyor.

Turkiye'den "don artik" sesleri cok artti, bu da basli basina bir stress. Cok zor bir karar. Turkiyedekilerin uzulmesini, endiselenmesini tabii hic istemem. Obur taraftan da: Su anda dogrudan Tokyo'daki yasami tehdit edecek radyasyon sizintisi yok. Sirkette de bana bagli elemanlar, yapilacak isler var. Turkiye'ye gitmek herkesi yuzustu birakmak gibi olacak, vicdanen Ist.da kesinlikle rahat edemem diye dusunuyorum. Bu kadar zaman bu insanlarin ekmegini yedikten sonra simdi birakip kacmak ahlaki gelmiyor. Ist.da olsam da TV ve Skype basindan ayrilmadan surekli burayla temas halinde olurum. Benim icin cok stresli olur.

Tabii Tokyo'da durum degisir, durum gercekten tehlikeli bir hal alirsa durum degisir. Kesinlikle zor ve sikintili bir durum....

Gecen Cuma oncesi ve sonrasindaki hayat ne kadar farkli.... En basit seyler bile aslinda ne kadar degerliymis, klise olsa da bunu her an hissediyorum.

Allah hepimizi korusun!

12 Mart 2011

Erken uyari

Erken uyarının ne kadar iyi çalıştığını farkettim.
TV'de "kuvvetli deprem olacak, saklanın" dedikten kısa zaman sonra Tokyo'da da yine sarsıntı oldu. Esası yine Tohoku bölgesinde.

Bugün yeni bir gün

Japon Demiryolları (JR) çalışmadığı için geceyi Tokyo'daki bir arkadaşta geçirdim. Sabah 7 sıraları Minato-ku belediyesinin bir anonsuyla uyandım. Herkesi elekriği idareli kullanmaya çağırıyordu.
Hala JR çalışmadığı için metronun gidebildiği yere kadar gidip öğlen sıraları eve vardım. Evde bir iki yere düşen kitaptan başka bir zarar yoktu. İşte Japon mücizesi bu olsa gerek.

İstasyon görevlileri, süpermarkettekiler, köşedeki evin bahçesinde ağaöları budayan bahçivan, herkes görevi başında, hiç birşey olmamış gibi...Düzen devam ediyor. Adamlar bu felaketlere alışkın. Tüm batılı arkadaşlarım, özellikle bayanlar ufak bir şok içinde. Japonlar sakin.

Bir de şu nükleer santral işi düzelse...

11 Mart 2011

Hersey yolunda

Herkese Selam,

Bugun Tokyo'da bir hayli sallandik. Uzun surdu ve artcilar da coktu.
Telefonlar kitlense de Skype sagolsun Turkiye ye ve sevdiklere ulasabildik.
Benim bulundugum 20.kat oldukca sallandi, sallanti o kadar fazlaydi ki, abartmiyorum,
bazi bayanlar "deniz tutmasi" gibi oldu.

Su anda hala trenler calismiyor, eve yayan gidebilenler yolda.
Benim ev Tokyo'dan uzak oldugu icin su anda sehir icindeki bir arkadasta kalmayi dusunuyorum.

Mesajlariniz icin tesekkurler, sevgiyle ve saglicakla kalin!

23 Ocak 2011

Bu ikili de Suzan Boyle Çin versiyonu

YouTube'un hala TR'de yasak olduğunu biliyorum ama iPhone ya da benzeri bir yoldan izleyebilenler için.

Tesadüf eseri birbirine rastlamış iki sokak şarkıcısının evde (oldukça kıstlı şartlarda) öylesine söyledikleri şarkının arkadaşları tarafından cep telefonuna kaydedilmiş halinin internete gönderilmesiyle bir anda ünlü olmuşlar.

In the Spring Wang Xu ft Liu Gang

En çok şu bölümünü sevdim:
If one day when I'm old with no one to rely on
Leave me behind in that time of happiness
If one day I quietly leave this world
Bury me in this spring

19 Ocak 2011

Yıl başında buralar


Biraz geç olsa da herkesin yeni yılı kutlu olsun!

Bu yılbaşı Türkiye'deyim. Japonya'da yeni yıla her zamanki gibi tapınaklarda dualarla girildi.

İnsanlar umutlarını kaybetmek istemiyor. Ekonomik zorluklar, gelecek kaygıları tapınaklardaki duaların ana temasıydı sanırım.

Devlet verilerine göre rekor seviyede 1.41m hane, devletten sosyal güvenlik yardım alıyor. Bu rakam 2009'a göre 136,000 artış göstermiş ve 16m a kişiye karşılık geliyormuş.

120m'luk ülkede bu büyük bir rakam gibi gözükmeyebilir, ama bu işlere savaş sonrası alışık olmayan ülke için önemli bir değişim.

Bunlara bakıp sokaklarda fakirlik varmış gibi düşünmeyin ama, öyle birşey (şimdilik) yok!

İnsanlar yine aileleriyle beraber olmayı da dilediler. Kohaku yarışmasına bu sene ilk defa katılan Uemura Kana'nın "Toire no Kamisama" (Tuvaletin Tanrıçaları), pek çok kişiyi ağlattı mesela. YouTube'a girebilenlere tavsiye ederim. Büyükanne sevgisi ve büyüdükçe nasıl sevdiklerimizi istemeden kırdığımızı, en azından ihmal ettiğimizi anlatıyor.


トイレの神様/植村 花菜