16 Mart 2011

Ben burdayim


Gercekten cok zor gunler. Japonlar cok buyuk bir kararlilik ve dayanismayla felaketin ustesinden gelmeye calisiyorlar. TVlerde kendileri buyuk felakete ugramis insanlarin baska insanlara yaptigi yardimlar gozleri yasartiyor.

Benim apartmana boyle kagitlar koymuslar. Elektrik tasarrufu. Bireylerin aldigi bu onlemler sayesinde elektrik kesintileri olmadan yasam devam edebiliyor.

Turkiye'den "don artik" sesleri cok artti, bu da basli basina bir stress. Cok zor bir karar. Turkiyedekilerin uzulmesini, endiselenmesini tabii hic istemem. Obur taraftan da: Su anda dogrudan Tokyo'daki yasami tehdit edecek radyasyon sizintisi yok. Sirkette de bana bagli elemanlar, yapilacak isler var. Turkiye'ye gitmek herkesi yuzustu birakmak gibi olacak, vicdanen Ist.da kesinlikle rahat edemem diye dusunuyorum. Bu kadar zaman bu insanlarin ekmegini yedikten sonra simdi birakip kacmak ahlaki gelmiyor. Ist.da olsam da TV ve Skype basindan ayrilmadan surekli burayla temas halinde olurum. Benim icin cok stresli olur.

Tabii Tokyo'da durum degisir, durum gercekten tehlikeli bir hal alirsa durum degisir. Kesinlikle zor ve sikintili bir durum....

Gecen Cuma oncesi ve sonrasindaki hayat ne kadar farkli.... En basit seyler bile aslinda ne kadar degerliymis, klise olsa da bunu her an hissediyorum.

Allah hepimizi korusun!

12 Mart 2011

Erken uyari

Erken uyarının ne kadar iyi çalıştığını farkettim.
TV'de "kuvvetli deprem olacak, saklanın" dedikten kısa zaman sonra Tokyo'da da yine sarsıntı oldu. Esası yine Tohoku bölgesinde.

Bugün yeni bir gün

Japon Demiryolları (JR) çalışmadığı için geceyi Tokyo'daki bir arkadaşta geçirdim. Sabah 7 sıraları Minato-ku belediyesinin bir anonsuyla uyandım. Herkesi elekriği idareli kullanmaya çağırıyordu.
Hala JR çalışmadığı için metronun gidebildiği yere kadar gidip öğlen sıraları eve vardım. Evde bir iki yere düşen kitaptan başka bir zarar yoktu. İşte Japon mücizesi bu olsa gerek.

İstasyon görevlileri, süpermarkettekiler, köşedeki evin bahçesinde ağaöları budayan bahçivan, herkes görevi başında, hiç birşey olmamış gibi...Düzen devam ediyor. Adamlar bu felaketlere alışkın. Tüm batılı arkadaşlarım, özellikle bayanlar ufak bir şok içinde. Japonlar sakin.

Bir de şu nükleer santral işi düzelse...

11 Mart 2011

Hersey yolunda

Herkese Selam,

Bugun Tokyo'da bir hayli sallandik. Uzun surdu ve artcilar da coktu.
Telefonlar kitlense de Skype sagolsun Turkiye ye ve sevdiklere ulasabildik.
Benim bulundugum 20.kat oldukca sallandi, sallanti o kadar fazlaydi ki, abartmiyorum,
bazi bayanlar "deniz tutmasi" gibi oldu.

Su anda hala trenler calismiyor, eve yayan gidebilenler yolda.
Benim ev Tokyo'dan uzak oldugu icin su anda sehir icindeki bir arkadasta kalmayi dusunuyorum.

Mesajlariniz icin tesekkurler, sevgiyle ve saglicakla kalin!

23 Ocak 2011

Bu ikili de Suzan Boyle Çin versiyonu

YouTube'un hala TR'de yasak olduğunu biliyorum ama iPhone ya da benzeri bir yoldan izleyebilenler için.

Tesadüf eseri birbirine rastlamış iki sokak şarkıcısının evde (oldukça kıstlı şartlarda) öylesine söyledikleri şarkının arkadaşları tarafından cep telefonuna kaydedilmiş halinin internete gönderilmesiyle bir anda ünlü olmuşlar.

In the Spring Wang Xu ft Liu Gang

En çok şu bölümünü sevdim:
If one day when I'm old with no one to rely on
Leave me behind in that time of happiness
If one day I quietly leave this world
Bury me in this spring

19 Ocak 2011

Yıl başında buralar


Biraz geç olsa da herkesin yeni yılı kutlu olsun!

Bu yılbaşı Türkiye'deyim. Japonya'da yeni yıla her zamanki gibi tapınaklarda dualarla girildi.

İnsanlar umutlarını kaybetmek istemiyor. Ekonomik zorluklar, gelecek kaygıları tapınaklardaki duaların ana temasıydı sanırım.

Devlet verilerine göre rekor seviyede 1.41m hane, devletten sosyal güvenlik yardım alıyor. Bu rakam 2009'a göre 136,000 artış göstermiş ve 16m a kişiye karşılık geliyormuş.

120m'luk ülkede bu büyük bir rakam gibi gözükmeyebilir, ama bu işlere savaş sonrası alışık olmayan ülke için önemli bir değişim.

Bunlara bakıp sokaklarda fakirlik varmış gibi düşünmeyin ama, öyle birşey (şimdilik) yok!

İnsanlar yine aileleriyle beraber olmayı da dilediler. Kohaku yarışmasına bu sene ilk defa katılan Uemura Kana'nın "Toire no Kamisama" (Tuvaletin Tanrıçaları), pek çok kişiyi ağlattı mesela. YouTube'a girebilenlere tavsiye ederim. Büyükanne sevgisi ve büyüdükçe nasıl sevdiklerimizi istemeden kırdığımızı, en azından ihmal ettiğimizi anlatıyor.


トイレの神様/植村 花菜

28 Kasım 2010

Yerlı Malı yurdun malı, her Japon...

Yerlı malı sebze
Yaşı benimkine yakın olanlar, Özal dönemi öncesi Türkiye'sinde okullarda "Yerli Malları" haftasının yapıldığını, ithal malın pahalı, zor bulunan (ya da kaçak) bir şey olduğunu hatırlarlar.

Japonya'da son zamanlarda benzer bir akım var. Çin malları ucuzdu ama...Amasını siz de biliyorsunuz. Özellikle yiyeceklerde, güvenilirlik şüphesi yüzünden artık "Yerli Malı" diye yazmak adet haline geldi. Eskiden beri bazı ürünlerde yerli üretim prestijini zaten hiç kaybetmemişti: Amerikan ve Avustralya bifteği Japonlara göre makbul değil, çünkü yağsız, Japonlar yumuşak pembemsi yağlı et sever. Pirincin en güzel kokanı ve lezzetlisi Japon'dur, ucuza ithal edilse bile kimse Tayland pirinci almaz. Tanesi 250 yen'e Japon elması, Amerikan elmasından üstündür.

Zorlamadan kolayca, iç tüketim yerli üreticinin lehine!

01 Kasım 2010

Buraya da yaz saati isteriz!

Daylight-saving time in Japan Bright idea başlıklı bu hafta yayınlanan yazı da Japonya'nın yaz saatine geçebileceği söylenmiş. Yazının son satırlarında da belirtildiği gibi, Japonlar maalesef yaz saatlerinde, hava güzel aydınlık, şöyle bir işten erken çıkalım, yiyelim eğlenelim, demezler. Aynı şekilde hava kararana kadar çalışırlar. Pek çok Japon arkadaş da bunu söylüyor.
Değişmiyor bu işler kolay kolay.
Yazın bile yine en geç 1845'te falan hava kararır.

04 Eylül 2010

Sayonara from Satoshi Kon


Yomiuri'de Satoshi Kon'un ani vefatını okuduğumda çok şaşırdım. 47 yaşında aramızdan ayrılan sanatçı Perfect Blue, Millennium Actress, Tokyo Godfathers ve Paprika gibi pek çok eser ortaya çıkarmıştı.World of anime director Satoshi Kon still alive'dan alıntı yaparsam,
Miyazaki-san 47 yaşında ölseydi Tonari no Totoro daha ortaya çıkmamış olacaktı.


Sanatçı veda yazısını blogunda yayınlamış. Sanatçıyı tanımıyorsanız da bulduğunuz eserlerini izlemenizi, en azından veda yazısını okumanızı öneririm.

Kon's Tone
İngilizcesi de burada:
Satoshi Kon's last words