03 Mart 2007

3 Mart 1974'ü hatırlama: TK981


Bu yazının aslında Japonya'daki yaşamla doğrudan ilgisi yok. Hemen hemen unutulmuş bir faciyı anmak istedim.

1972'de Japon All Nippon Havayolları McDonnell Douglas'a 3 DC-10 tipi uçak sipariş verir. Ancak uçaklar hazırlandığı sırada sipariş iptal edilir. Lockheed şirketi L-1011 TriStar uçaklarını Japonlara satmak için araya üst düzey politikacıları sokar, büyük rüşvetler başbakana kadar kadar verilir. Uçaklar elinde kalınca McDonnell Douglas uçakların fiyatlarında büyük damping yapar ve satışa çıkarır. THY o sıralarda yüksek uçuş kapasitesi olan uçaklardan birine talip olur. Aslında DC-10'ların kapılarında dizayndan kaynaklanan bir hata vardır ve bu hata 1972'de farkedilmiş olmasına rağmen THY uçağı teslim aldığında kapılar hala arızalıdır.

Normalde uçakların kargo kapıları içe doğru açılırdı. Kapıyı imal eden mühendisler kargo bölmesi yükleme sırasında daha rahat kullanılsın diye dışa doğru açılan bir kapı dizayn etmişler ve oldukça karmaşık bir kilit sistemi yerleştirmişlerdi. Kilit sistemi dışarıdan oynatılan bir kol sayesinde küçük bir elektrik motoruyla menteşeleri yerine sokuyor ve kapı kilitleniyordu. Kapı kilidi hassas olmakla beraber çok da dayanıklı değildi ve zorlanarak kapatıldığında menteşeler oymaları kırıyor ama kapı kokpitteki uçuş mühendisinin tablosunda kapalı görünüyordu. THY arızanın teslimden önce giderildiğini düşünerek, kapının dışına İngilizce ve Türkçe kolun zorlanmaması gerektiğiyle ilgili bir uyarı yazısı koymakla yetinmişti.

TK981 Paris bağlantılı Londra seferine 3 Mart'ta çıkar. Paris'e kazasız belasız varılır. 167 yolcudan 50'si Paris'te iner. Normalde dolu olmayan Londra seferine İngiliz Havayollarının grevi nedeniyle talip çoktur. Uçak 17 İngiliz rugby oyuncusu, eğitime giden 48 Japon bankacısı, pek çok önde gelen Amerikalı ve İngiliz'ın de aralarında olduğu 335 yolcu ve 11 mürettebat Orly'den kalkmaya hazırlanır. Ancak uçağın alt arka kargo kapısının kapatan bagaj sorumlusu Cezayirli göçmen Mohammed Mahmoudi İngilizce bilmediğinden kolu abanarak kapatır. Abanmayla içerideki demir menteşeler eğrilir ve kapı yanlış kapanır. Uçak 12:30'da Heathrow'a varmak üzere kalkar. Kalkıştan kısa bir süre sonra kargo kapısı patlayarak açılır, 2 numaralı motor durur ve pilotlar Nejat Berköz ve Oral Ulusman uçağı kontrol edemezler. Hızla düşüşe geçen uçak son anda düzleştirilmişse de Ermenonville ormanına saatte 960 kilometre ile çakılır. 346 kişiden kurtulan olmaz. Uçağın enkazı çok geniş bir alana yayılır. Kargo kapısı ve 6 yolcunun hala bağlı olduğu koltuklar 15km. ötede bulunur. Ancak 40 kişinin cesedi tanınabilir haldedir.

BBC'nin o günkü haberi hala arşivde saklı.

1976'da Lockheed şirketinin üst düzey yöneticilerinden biri Kongre alt komisyonunda verdiği ifadede zamanın Japon başbakanının olayda oynadığı rolü ve aldığı 1.8 Milyon dolarlık rüşveti açıklar. Eski başbakan Kakuei Tanaka Temmuz 1976'da tutuklanır.

DC-10'lar yeniden gözden geçirilir, zamanlar sorunlar çözülür ve üretimi 1988'e kadar devam eder. DC-10'lar günümüzde hala kullanımda.

3 Mart 1974'teki bu kaza 1977'deki Amerika Tenerife faciasına kadar en fazla ölüme neden olan havacılık kazası olarak anıldı. Terörizm ya da çarpışma kaynaklı olmayan kazalarda, 1985'deki Japon Havayolları kazasının arkasından hala ikinci sırada gelir.

(Kaynaklar: Wikipedia-İng, Wikipedia-Jp, THYVA Forum)

Kazada ölen hostes Rona Altınay annemin çocukluk arkadaşıydı. Mezarı Aşiyan'dadır. Ailesi kendilerine verilenlerin onun cesedi olup olmadığından hiç emin olamadı. Mezar taşı mermerden uçak maketidir. Huzur içinde yatsın.

9 yorum:

teyzenteyfik dedi ki...

Merhaba,
hic duymamistim bu olayi. Ne fena, tam bir facia. Biraz da bile bile bir facia. Cok kötü :(

feridun dedi ki...

Allah Rahmet eylesin vefat edenler için.

Bu bilgiyi bizlerle paylaştığın için çok teşekürler.

Başbakanın rüşvet aldığını falan duymuştum ama bunun bir Türk Hava Yollarının Uçak faciasında olduğunu bilmiyordum.

İzninle ingilizce olan Japonyada yaşam hakkında olan Blogumda yazmak istiyorum.

www.feridun.info

Taylan dedi ki...

Merhaba,

Tesadüf Cts., yani 3 Martta THY'nin Osaka-İst. seferini yapan uçağının teknik arıza nedeniyle Pekin'e indiği, yolcuların otellere yerleştirildikten sonra başka bir uçakla İst.a gönderildiği haberi çıktı gazetelerde.

Bence 3 Mart "Ulaşım Güvenliği Günü" olmalı.

Ülkemizde o tarihten sonra iyi kötü pek çok sey oldu, terör vs. gibi nedenlerle yüzler değil onbinlerce insan öldü. Trafik kazalarında her yıl yüzlerce insanımız oluyor. Tüm bunların arasında bu kaza aslında önemsiz ve hatırlamaya değer görülmeyebilir. Ama ihmaller hala tren, ucak ve trafik kazalarına neden olmaya devam ediyor. Önlem almak, önemsiz görülen detayların üzerinde durup risklerden haberdar olmak, insan hayatına değer vermek anlamına gelir.

Les Chemins De La Liberte dedi ki...

Taylan Merhaba,

Bu faciayi ben de bilmiyordum. Oyle yazmissinki tuylerim urperdi!

Inanilmaz bir olay! Bence tek kisinin hayatina bile mal olsa her olay munferiden baslibasina bir faciadir, en azindan o kisinin ailesi, sevenleri acisindan! Hic bir olayi goturu sekilde degerlendirmemek lazim!

Ihmalden, terorden, trafikten ve bir suru akla gelmeyecek sacma seyden hergun birileri olmekte! mesela acik rogara dusen 5 yasindaki kizin olayi! ve bunu kimsenin ustlenmemesi feci bir olay! Oyle kaniksamisiz ki kendi basimiza gelmedigi surece olum gercekten basimizi cevirdigimiz bir durum haline geldi!

Tesaduf ve kader mi ihmal mi diye sorsak cok eminim kader diyecek insanlarin sayisi bir hayli fazladir! Sorun burda kanimca!

eray dedi ki...

bilmiyorum taylan, birazdan kullanıcağım kelimeyi belki de unutmuş olabilirsin.
bizim bütün ölülerimizin, ölümlerimizin ardında "aymazlık" var.
korkarım bu kelime, aynı zamanda bir ülkenin ölümüne sebep olabilecek güçte.

bir yitik kuşak ne hissedebilirse, biz burada onları yaşıyoruz.
bize(okullarda) kıtasal arada kalmışlık öğretilmişti, ruhumuz oradan ezberine alıştı.
bizim için iyi bir şeyler dile...

flwrgrl dedi ki...

Kazada hayatını kaybeden şehit hostes Rona Altınay benim halamdı. Bizim jenerasyon onu tanıyamadı, keşke tanıyabilseydik diyebiliyorum sadece. Bu facianın bu kadar ciddi olduğunu bilmiyordum, rahmetli babaannemi üzmemek için hiç bir zaman bu konu üzerinde konuşmamıştım. Gerçi ABD'ye gidip tazminat davası açıp kazandığını biliyordum ama... Paylaştığın için çok teşekkürler.. Geçmişteki acılara ortak olabilen birilerinin olduğunu bilmek güzel...

Taylan dedi ki...

Sevgili flwgrl,

admin@commoncolors.net'e email gonderirsen cok sevinirim. Web ortaminda cok detaya giremem, bu olayin benimle de kisisel bir baglantisi var.

Yazismak uzere,
Selamlar!

bulent bayer dedi ki...

türk hava yolları tarihinin en esaslı kazalarından biridir bu. zamanında çok araştırmıştım uçak kazalarını. bu kazadan 2 yıl sonra istanbuldan antalyaya uçan bir türk hava yolları uçağında, yardımcı pilotun ıspartadaki bulvar caddesinin ışıklarını antalya havaalanının pist ışıkları sanması üzerine uçak bir dağa çakıldı ve çoğu milanolu turist olan 160 kişi öldü. uçak ancak 150 metreye kadar alçalınca oranın pist değil cadde olduğunu anladı ama çok geçti artık. uçağa tam gaz verildi ama havalanamadı, şehri pas geçip dağa çakıldı sağ kanattan.

bu arada dünyanın en büyük havacılık kazası amerika'da değil kanarya adalarında olmuştur. o kısmı düzenlerseniz güzel olur. tenerife faciasında pistte iki adet boeing 747 jumbo jet çarpıştı. toplamda 583 kişi öldü. o olay da apayrı bir şey zaten.

Adsız dedi ki...

Ben bugün mezarında fatiha okudum. Mezartaşında resmi de var.