10 Temmuz 2008

Japon tatlısı mı resim mi?



Tatlının dışı jöle, içi "shiro an", beyaz tatlı fasulye ezmesi. Yan taraftaki yaprak ortanca. Haziran ortancanın mevsimi olduğu için. Her mevsim için böyle bir yaprak ya da çiçek vardır eklenen.

08 Temmuz 2008

Komşuda neler oluyor?

Bahsettiğim "komşu" Bulgaristan ya da Yunanistan değil G. Kore.

Amerikan dana etinde deli dana hastalığı bulunduğu için bir kaç yıl önce ithal durdurulmuştu. Aynı şey Japonya'da da aynı dönemde olmuş, ete riskli parçaların bulaştığı saptanmıştı. (Omurga vb. gibi sinir sistemine yakın yerler.) Japonya bir süredir ithali serbest bıraktı ama Amerikalılardan 100% kalite beklediğini açıkça belirterek. Yine de arada bir Amerikalılar işi savsaklıyorlar. Kansans eyaletinde sırf Japonya ve Kore'ye et ithal eden çiftlikler olup, geçimlerini böyle kazanmalarına rağmen.

Kore'de hükümetin işi daha zor çıktı. Halk ayaklandı. Haftalardır hükümet ve Amerikan tarafına ödün verdiği düşünülen Başkan Lee Myung-bak istifaya çağırılıyor. G. Koreliler yapı olarak Japonlardan daha ateşlidirler. Grevler gösteriler mutlaka olaylı geçer. Bakalım işin sonu nereye varacak. Bush önümüzdeki günlerde veda ziyaretine geldiğinde iyi bir karşılama olmayacak.

Thousands in S Korea beef protest

07 Temmuz 2008

Görgü elden gitmeden-2



Daha önce yazdığım serinin devamı.
Başlık yine aynı: Posterde şöyle yazıyor: "Evde yap."

06 Temmuz 2008

Özürlüler için istasyonlardaki çaba



Özürlüler için asansörler arttığı için istasyonlarda bu manzara gittikçe azalıyor. Ne kadar asansör olsa da tekerlekli iskemleyi (akarabalar olmadıkça) indirenler yine de istasyon görevlileri. Gerçekten bu servis beni çok etkiler. Tek tek ilgilenirler bu durumla.

Bu arada resimdeki sarı bantlar tırtıklı olup görme engellilerin yolunu bulması için yapılmış.

01 Temmuz 2008

Japonya'da neden nüfus azalıyor?

Bu konuda bir çok araştırma var ama, ben kendi bildiğim, gördüğum, arkadaşlardan doğrudan duyduğum şeyleri yazayım.

Sorunun pek çok boyutu var, hepsi de birbiriyle bağlantılı. Bence iki büyük etken var: bireylerin değişen öncelikleri ve ekonomik faktörler.

Bireyselerin değişen öncelikleri konusunda, evlenmenin cazip olmamaya başlaması var. Özellikle bayanlar için. Çalıştıklarından elde ettikleriyle kendi başlarına buyruk bir hayat yaşarken, bir koca-aile-ev olayına pek sıcak bakmayanlar var. "Kim uğraşıcak şimdi." Kendi parasıyla özgürce yemeğe içmeye gitmek, yurtdışına gezmeye gitmek, arada bir 200,000 yenlik çantalar almak daha cazip. (Benzer temalar Bridget Jones's Diary'de de işlenmiş, gelişmiş ülkelerdeki benzer yaş yapısındaki kızlar arasında hit olmuştu. ) Bazısı kendi evine bile çıkmıyor. Bunlara "parazit bekar" deniyor. Evlenmeyi gerçekten isteseler de bu sefer zor beğenip seçiyorlar. 35'lerde evlenseler bile 2. çocuğun riski var, tek çocukta kalıyorlar. Erkekler evlenmeye daha sıcak baksa da, "beğenilmeyip" bekar kalanlar da var. Parazit yaşamayı seçenler de.

Ekonomik olaya gelince: çocuk yetiştirmekle ilgili herşey, sağlık giderlerinden özellikle eğitime kadar çok pahalı. 2 çocuktan fazlasıni etrafımda çok az gördüm. 2 çocuktan fazlası için büyük bir ev, büyük bir araba da gerek. Hepsinin üniversite de dahil masrafları var. Artık iş güvencesi de olmadığından bu gelirin hep olacağı da garanti değil. Aileyi desteklemek için kadın çalişsa ki, Japon kanunlarında doğum izni 1 yıl, bu sefer her yerde kreş yok, kreş de para. Japon toplumu aynı zamanda rekabet toplumu. Kimse kimseden geri kalmak istemez. Bu yüzden refah seviyesini yüksek tutmak mantıklı geliyor pek çok aileye.

Not: Refah artarken, 90'ların başına kadar, herkes refahtan pay alabiliyordu. Alınacak pay azaldıkça "başarılı olanlar" ön olana çıkıp, daha büyük pay almaya başladı. Eşitliğin bozulmasıyla beraber "tutunamayanlar", "geride kalma-bırakılma" duygusu, hayal kırıklığı hissediyor. Sisteme, topluma karşı hissettilen bir öfkeye dönüşebiliyor. Bu da geçen haftaki konuda biraz değindiğim konuydu.

30 Haziran 2008

Bel ölçülerimize dikkat!

1 Nisan'dan başlayarak 40-74 yaşları arasındaki insanlara zorunlu checkup'dan geçerek risk altında oldukları anlaşılırsa zorunlu sağlık-beslenme terapisi uygulanacak. Bu kanun, Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığının yeni projesi. Risk faktörleri bel kalınlığının erkeklerde 85, kadınlarda 90cm'den fazla olması, sigara içme, kandaki şeker, yağ oranı ve yüksek tansiyona göre belirlenecekmiş. 5 yıl içinde bakanlık risk altındaki insan sayısını %10 düşurmek istiyor. Bu orana ulaşılamadığı takdirde, bakanlık sağlık sigortası kurumlarına ceza uygulayacakmış.

OECD ülkeleri içinde obesite oranı oldukça düsük olan Japonya'yi bu önlemi almaya iten neden, yaşlanan nüfusun ileride çok daha fazla artacak sağlık giderlerini kontrol altına alma isteği.

Erkeklerde 85cm ölçüsü aslında oldukça dar. Türk erkeklerinde 35 yaş üstünde 85'i tutturmak zor değil mi?. Bu oranların yabancı çalışanlar için de bu şekilde uygulanıp uygulanmayacağinı merak ediyorum doğrusu.

Öte yandan, sağlıklı yaşam için gosterilen çabanın calışma alışkanlıklari ve saatleri için de gösterileceğini umuyorum.

Japon yemekleri sağlıklı diye bilinse de pek çok çalışan plastik kaplardaki "obento"ları alır. Bu kutu yemekler güzel gözükse de kızartmalar çoktur. Sebze azdır, taze sebze hiç yoktur. Evden eşlerinin pişirdiği sefer tasında yemeklerini getirenler çok olsa da gecenin bir vaktine kadar çalışanlar en az bir öğünü mecburen dışarda yer ya da hazır bento alır. Saat 10'dan sonra dönen insanın yürüyüş ya da idmana vakti de olmaz.

Yakında yine "shouganai" denir. "Bizim hayatımız böyle."

Japan, Seeking Trim Waists, Measures Millions
Metabolic Syndrome

29 Haziran 2008

Softbank iPhone'u kopardı



SoftBank'ın reklamlarda çıkan baba-hoca tam sayfa ilanda şöyle diyor: Kötü, gerginleşmeye başladım. (Rekabet kızıştı, artış hızında bir numara diye.)

iPhone, her fonksiyonu olan, o 12 tuşla rahatça Japonca yazılabilen, TV seyredilen yerel modelleri sollayabilecek mi göreceğiz. SoftBank iPhone'u piyasanın sahibi NTT DoCoMo'ya kaptırmadığı için çok memnun olmalı.

24 Haziran 2008

Japonya'da toplum sağlığı - 1

Son zamanlarda Akihara'daki bıçaklanmalar ve diğer olaylar sonucu yine bu konuyu biraz işlemek istedim. Günümüz Japonya'sında "kapanmayan yara" ne de olsa.

Yine
Yomiuri'deki "Overwork-related suicides climb" başlıklı yazıya atıfta bulunacağım.

Tüm verilen rakamlarda dikkatimi çeken bölüm intiharlarda "işle ilgili nedenler": 30% iş nedeniye yorgunluk, 23% iş ortamındaki sorunlar, 17% başarısızlık-hata yapma, 12% iş koşullarındaki değişiklikler, 18% diğer.

Bu sorunların hepsini gözümde canlandırabiliyorum. Depresyon nedeniyle 3-6 ay izin alanlar etrafta o kadar çok ki! Çoğunlukla çaresizlik ağır basar: ne yapsan bitmeyen iş, toplumun statü ve materyal değerlere verdiği ağırlık, erkeklerde 35 senelik ev borcu, iş ortamında çözümlenmeyen çatışmalar-alaylar.

Şu anda iş yerlerinde bu konularda iyileştirme yapma çalışmalarını gözlemlemiyorum. Yabancı şirketlerde, o da bazılarında, çalışma zamanını sınırlama, sözlü ya da fiziksel tacizi engelleme şirket politikası var gerçi ama, çoğunluğu olusturan Japon şirketlerinde konu çok gündemde değil.

Gündeme hakim olan duygu, her zamanki gibi, "kaygılı kayıtsızlık": "elden birşey gelmez", "shouganai."

23 Haziran 2008

Japonlar içecekte fırsatları hiç kaçırmaz

Daha önce de Japonya'daki içecek sektörünün dinamizminden, ürünlerin çeşitliliği ve değişimin sıklığından bahsetmiştim. Çareleri tüketmiyorlar gerçekten.

Bu sefer InfoKapital'de "Ekonomik darlıkta yaratıcılık ve fırsatlar" konusunda yazdım.

Yorumlarınızı yine beklerim!

20 Haziran 2008

Orhan Pamuk ve Kenzaburo Oe'nin söyleşisi

Söyleşi metnini merak edenler İngilizce Yomiuri'deki Oe, Pamuk discuss influences of West'e bakabilirler. İlginizi çeker diye düşündüm.