04 Temmuz 2009

Eski adap ve görgü

Aisatsu
Sabahları nehir kenarına yürüyüşe çıkarım. Yaşlılar genelde hep birbirlerine selam verir, günaydın, "oyahou gozaimasu" der. Bana da derler, ben de sevinerek karşılık veririm. Küçük yerlerde de böyledir. Türkiye'de küçük yerlerde de.

Nehirden dönüş yolunda şöyle bir tabela dikkatimi çekti:

Önemle dikkat edelim (aklımızı-kalbimizi verelim)
Küçük kibarlık (nezaket)
Başkasına verilen şefkattir (sevecenliktir.)

15 Haziran 2009

Japon maymunları

MaymunlarMaymunlar
MaymunlarMaymunlar
MaymunlarMaymunlar
MaymunlarMaymunlar

Dağlık bölgelerde Japon maymunları insanlara yakın yerlerde kolayca görülür. Kışın kar yağdıktan sonra yiyecek bulmakta zorlanan maymunlar dağlardan kasabalara köylere inmeye başlar.

Üstteki 4 fotoğrafta Nikko Kegon şelalesine inen yoldakiler. Turistlerden yiyecek almak, ya da yakındaki hediyelik eşya dükkanlarından birşeyler "çalmak" amacıyla dolaşıyorlar. Cebinde şişkinlik olan insanlara birden saldırıya geçebilirler, ya da evlerin pencere mandallarını açıp içeri süzülebilirler.

Diğer 4 fotoğraf Nagano Shirahone kaplıcalarında. Tepe yamacını ustalıkla geçmeye çalışan bir sürü. Sağdan alttan ikincisi, sırtında yavrusunu taşıyan annenin ayağının kaydığı ve geri tırmanmaya çalıştığı an. Sol en altta annelerinin sırtındaki yavrular harika.

13 Haziran 2009

Kurosawa, Düşler

DreamsDreams
DreamsDreams


90'lı yılların başıydı. Osmanbey'deki sinemelardan birinde (hala var mı bilmem), Kurosawa'nın Dreams, Düşler filmini seyretmiştim. Japon kültürünü hemen hemen hiç tanımadığım zamanlardı. Yalnızca bir iki kitap, bir iki film. Ünlü yönetmen yaşamının sonlarına geldiğini hissetmiş olmalı ki, yaşamı boyunca gördüğü düşleri, ya da düşleyebildiği fantazilerini, insan, çevre, savaşlar ve ölüm temalarını 8 kısa filmde toplamış. Son film, "Su Değirmenleri Köyü" başlıklı filmindeki barış içindeki hava ve köylülerin ölümü bayram yaparak "kutlaması" beni çok etkilemişti.

Uzun zaman filmin çekildiği yeri stüdyo zannetmiştim. Sonradan aslında varolan bir yer olduğunu söyledi bir arkadaş. Oraya gitmek geçen Kasım'da nasip oldu. Nagano tarafındaki Daio Wasabi Farm'da nehir kenarında bir yermiş. Çiftliğin her tarafından, wasabi yetiştirmek için şart olan tertemiz sular akıyor. Filmdeki sahne başka yerlerde de çekilen bölümlerin birleşmesinden oluştuğu için beklediğimden farklı olsa da su değirmeninin önünden akan suyun rengi aynıydı.

Gerçekten garip bir duyguydu yaşadığım, 90'lı yıllara, filmi seyrettiğim zamana geri dönündüm bazı anlarda. Sanki filmin o sahnelerine kendim girmişim gibi. O zamandan bu buluşma anıyla sözleşmişim, ve şimdi bu sözü gerçekleştirmişim gibi. Zaman akmamış, o geçmişteki gün ve bugün aslında aynı gün de olabilirmiş gibi.

İnago

İnago
Eskiden Japonya'da hayvancılık pek yoktu. Süt falan da. Kıyılarda, nehirlerde balık avlanır, avlanan balıklar ya hemen tüketilir, ya da kurutulurdu. Protein kaynağı fazla yoktu yani. Dağlık bölgelerde arı ve çekirge bu nedenle yenir hala. Fotoğraftaki "İnago", çekirge. Soya sosu ve şekerle tatlandırılarak "yenebilir" hale getiriliyor. Hala Niigata, Nagano, Gunma gibi yerlerde hediyelik satan yerlerde bol rastlanır. Büyük şehirlerde pek görmedim, yemek bolluğu içinde yüzen ülkede eskiye ait egzotik bir çerez.

04 Haziran 2009

Sokakta çöp şiş

SokaktaSokakta
Geçen Cumartesi Tokyo Hamamtsucho yakınları. Japonya'da da Asya'nın diğer yerlerindeki gibi, biraz eğreti, biraz derme çatma yerlerde bira içme ve bir şeyler atıştırma adeti çok yaygın. Kömür ateşinde pişen tavuk çöp şişin kokusu etrafa yayılırken, çoğunluğu erkek olan müşteriler hem laflar, hem biralarının tadını çıkarır.

02 Haziran 2009

Bunlar bizim sokaklarda olsa kalır mıydı?

Yenidünya
Yenidünya
Tokyo'da Azabu taraflarında bir sokak. Japonya'da bahçelerde bol yetişen yenidünyalar dallarda. Uzansan toplayabileceğin mesafede.

31 Mayıs 2009

Komşu hakkı

Geçenlerde kapı çalındı. Yan taraftaki, bizim binadan 20m. falan uzaktaki bir evin sahibi. "Yakınlarda bizim evde bir tadilat yapacağız, biraz gürültü olacak, zahmet vereceğiz. Buyrun şu hediyemizi kabul edin", dedi ve bir paket uzattı. Bu adeti bildiğim için, teşekkür ettim, adamcağız da döndü. Paket bir kurabiye kutusuydu.

Şimdi tadilat sürüyor. Bizim evden duymak mümkün değil zaten.

Bugün annem telefonda söyledi. Alt komşu yarından itibaren fayanslarını kırdırıyormuş. Her yaz böyle bir gürültü fırtınası eser zaten apartmanda. "Kusurabakmayın" bile denmez.

Sonuç çıkarmak size ait.

30 Mayıs 2009

Japonların bahçe merakı

Bahçe
Bahardan yaza döndüğümüz günlerde etraftaki güzellikler de arttı. Büyük şehirlere dış ülkelerden gelenler yeşilliğin azlığından yakınırlar. İstanbul'dan gelen ben hiç de öyle hissetmedim. Ne kadar ufak da olsa evlerin etrafında bir bahçe ve bol çiçek ağaç bol çünkü. Bonsaideki ya da ikebanaki gibi küçük alanda doğayı yaşatmak ve beraber yaşamak kültürlerinde var. Bu günlerde başlamak üzere olan yağmurlu mevsim de tüm bitkileri daha da azdıracak.

Resimdeki bizim evin yakınlarında bahçeyi 19 Nisan'da yakalamıştım.

18 Mayıs 2009

Yakuzaya yeter!

Yakuzalık da "zor zanaat" haline gelmeye başladı. Herşeyden önce görevleri değişti. Eskiden polisi tamamlayan, iş yerlerine "fedailik" yapan, bu yüzden de halk tarafından "tolere" edilen yakuzalar, toplum yapısının ve gereksinimlerin değişmesiyle, biraz "iskontaya" çıktı. Pis işlere yanı kar marjı daha yüksek alanlara kaydıkça da halk gözünde imaj kaybetmeye, "karizmadan olmaya" başladılar.

Şimdi artık mahalle içlerinde barınamaz olmuşlar. Yeni taşındıkları yerlerde halk istemez hale gelmiş. Halk bir olup asayişi bozdukları için dava açıyorlarmış. Başarılı da olmuşlar.

Residents prevailing in legal actions against gangs

Bütçe kontrolu için soya filizi

Burada da dünyanın her yerinde olduğu gibi ekonomik kriz "orta direği" vuruyor. Ortalama gelire göre çok büyük bir kesimin orta direk ve altı olduğu Japonya'da son zamanlarda daha "ekonomik yaşama" yöntemleri üzerinde duruluyor.

İşte bu önerilerde birine göre, "sofraların yeni kralı" soya filizi. Hem ucuz hem de çok besleyici olduğu için.

Aynı şekilde daikon, yabani yonca (alfalfa) ve brokkoli filizleri de 100 yenden aşağı oldukları için rağbet görüyorlarmış.

Ama sokaklara yansıyan, fakirliği çağırıştıracak şeylerin olmadığını eklemeliyim. Tasarrufların GSMH'ya oranı 100%ün hala üstünde.