04 Aralık 2006

Dev yengençler

Yengec akvarymuYengec Kalesi konseri
Kenraku-enHigashi-yama

Tokyo'da sokaklarda gezerken bazı restoranların tabelalarının yanında dev yengenç maketleri görülür. Bunlar iki adam boyu kadar vardır. Daha da korkuncu bacakları ve kıskaçlarının otomatik hareket etmesidir. Uzaylı yaratık ya da mutasyona uğramış dev örümcek gibi şeyleri bu boyutta görmek beni açıkçası ilk başlarda çok korkutmuştu. Üstelik hiç de iştah açıcı değil diye düşünmüştüm.

Hala daha bu reklam metodunun değerini çok anlamış değilim. Japonlar benim gibi korkup ürkmüyorlar herhalde. Tam dersi çok lezzeli buluyor belki bu dev maketlerin çağrıştırdıklarını.

Lezzete gelince ikna oldumu söyleyebilirim. Kışın yengeç piyasaya çıkar ve her sene yazın kendini özletir. Bir arkadaşın dediği gibi, o kadar zırh, alet edavat bir işe yaramaz, penseler ve tığ gibi özel aletlerle o kabuklar kırılır, beyaz yengenç eti sıyrılır ve çoğunlukla limonlu sosa batırılıp ağza atılır. Kömür ateşinde pişmişi, tempurasi, haşlanmışı, çiğ olarak (sashimisi) hep iyidir.

Fotoğraftakiler sırayla: Tokyo'da bir restoranda akvaryumdaki dev yengeç, pişmiş haliyle benim yememi bekleyen yengeç bacakları, Kanazawa'da balıkçı tezgahında yengeçler.

10 yorum:

umama dedi ki...

taylan; maketler 2 adam boyunda peki ya gercek yengecleri boyutu nedir?

senin yemeni bekleyen tabak ne kadar sade ve zevkli, estetik hazirlanmis. japonlar bu isi cok iyi biliyorlar gercekten.

peki sen japon mutfagini nasil buluyorsun? japonlarin deniz ürünlerinin tadı konusunda ciddi bir bilgileri var. bu bizim cok karistirarak yemektense, malzemenin kendi tadini cikartabilecek sadelikte yemekler yiyerek damaklarini zaman icinde egitmekten mi geliyor?

Les Chemins De La Liberte dedi ki...

Denizden babam çıksa yerim ya ama yengeç eti denizden çıkan en lezzetlli etlerin başında gelir ve her nedense uzak doğuda çok tüketiliyor ama mesela bizim gibi 3 tarafı denizlerle çevrili bi memlekette buna nazaran az tüketiliyor!

Taylan dedi ki...

İstanbul'daki çoğu lokantada yengeç eti diye verilen aslında gerçek yengeç değil. Sıkıştırılmış ve yengeç tadı ve dokusu verilmiş balık "köftesi". Eti miktarca bol olan dev yengeçler okyanuslara özgü, bizim denizlerdekiler küçük. Bir de sanırım bizde karides ve yengece böcek gözüyle bakılıyor ve dinen de çok makbul tutulmuyor.

Resimde akvaryumda gözüken yengeç, ayakları açılınca 1.5 m kadar var.

Ben uzun süre yaşadığım için belki, tabii Japon mutfağını seviyorum. Umama'nın da yazdığı gibi malzemenin kendi tadı gerçekten ön planda. Çiğ balığın hazırlanması ve ağızda dağılması da bambaşka.

Göreselliğe ve görsel sunumun doğal temalar içermesine çok özen gösteriyorlar. Özellikle Kyoto tarafında bu çok yaygın. Minnacık yemekler mozaik gibi bir araya konup sunuluyor. Bu da hem göz için ziyafet, hem de pek çok tadı deneme şansı veriyor. Değişik yemeklerin resimlerini daha sık kullanmalıyım sanırım.

umama dedi ki...

taylan; sofra duzenleri, tabak estetikleri ve yemeklerin cesitleri ve icerikleri ile ilgili arada sirada yazarsan ve fotograf koyarsan cok iyi olur. ayrica sadece yemek degil diger kulturel ozellikleri, adetleri, gelenekleri, modern insanin yasami ile ilgili yazdigin seyleri de buyuk bir ilgiyle okudugumu soylemek isterim.

Taylan dedi ki...

Umama,

Evet bu yönde bir talebi hissediyorum. Zaman buldukça bu konudaki elimdeki malzemeleri değerlendirmeyi planladım bile. Ryokanlardaki yemekler sırasında, geleneksel festıvallerde falan çektiğim çok foto var. Anım da çok...

Benim sevdiğim konulara ilgi duyan insanların bolluğu beni de şevke getirdi. Çok ilgilenen olmaz sanıyordum:)

Les Chemins De La Liberte dedi ki...

Sevgili Taylan,

Yemek konusunu kimi cezbetmez!

Özellikle bu Japon ve diğer Uzak Doğu yeme kültürü ile birleşince çok çekici bir hal alıyor!

Ben Karadeniz de küçük bir sahil kasabasında doğup, büyüdüğümden biz kendi ellerimizle küçük yengeçler yakalar ve onları pişirip yerdik! Tabi bunlaırn hiç biri 1.5 metre boyunda değil, okyanusla karadenizi karşılaştıramam ama dediğim gibi doğrudan denizden yemişliğim var!

Sonra Uzakdoğu'ya yaptığım gezilerde de (Japonya henüz yok bunların arasında maalesef!) gördüm ki deniz ürünleri, özellikle böcek denilen tür devasa oranlarda tüketiliyor! Tabi bu benim çok hoşuma gitmişti!

Japonların estetiğe verdikleri önem, sunum tarzları ve sadelikleri çok hoş!

Bu sitede bunları aktarış biçiminizde bir o kadar hoş!

Taylan dedi ki...

Les Chemins De La Liberte,

Konuya gösterilen ilgi harika gerçekten. Karadenizlisiniz demek? Benim baba tarafım Ordu'lu. Siz?

Yüreklendirmeniz için teşekkürler.

Les Chemins De La Liberte dedi ki...

Sevgili Taylan,

Adım Özge, bana bundan sonra adımla hitap edersen sevinirim.

Ben Giresun'un sevimli ilçesi:) Tirebolu'danım!

Taylan dedi ki...

Merhaba Özge,

Mesajın için teşekkürler. Tanıştığımıza sevindim. Fırsat olunca Karadenizi karış karış gezmek istiyorum. Yolu Tirebolu'ya düşünce senden tiyo alırım artık.

Sevgiyle...

Les Chemins De La Liberte dedi ki...

Merhaba Taylan,

Ben de memnun oldum!

Yolun Tirebolu'ya umarım oranın sahilini de hükümetlerdne biri mahvetmeden düşer!

Karadeniz otobanı adı altında Ünye ve Tirebolu hariç tüm sahilin pardon ama içine ettiler!

Sevgiyle kal,