24 Haziran 2008

Japonya'da toplum sağlığı - 1

Son zamanlarda Akihara'daki bıçaklanmalar ve diğer olaylar sonucu yine bu konuyu biraz işlemek istedim. Günümüz Japonya'sında "kapanmayan yara" ne de olsa.

Yine
Yomiuri'deki "Overwork-related suicides climb" başlıklı yazıya atıfta bulunacağım.

Tüm verilen rakamlarda dikkatimi çeken bölüm intiharlarda "işle ilgili nedenler": 30% iş nedeniye yorgunluk, 23% iş ortamındaki sorunlar, 17% başarısızlık-hata yapma, 12% iş koşullarındaki değişiklikler, 18% diğer.

Bu sorunların hepsini gözümde canlandırabiliyorum. Depresyon nedeniyle 3-6 ay izin alanlar etrafta o kadar çok ki! Çoğunlukla çaresizlik ağır basar: ne yapsan bitmeyen iş, toplumun statü ve materyal değerlere verdiği ağırlık, erkeklerde 35 senelik ev borcu, iş ortamında çözümlenmeyen çatışmalar-alaylar.

Şu anda iş yerlerinde bu konularda iyileştirme yapma çalışmalarını gözlemlemiyorum. Yabancı şirketlerde, o da bazılarında, çalışma zamanını sınırlama, sözlü ya da fiziksel tacizi engelleme şirket politikası var gerçi ama, çoğunluğu olusturan Japon şirketlerinde konu çok gündemde değil.

Gündeme hakim olan duygu, her zamanki gibi, "kaygılı kayıtsızlık": "elden birşey gelmez", "shouganai."

12 yorum:

Adsız dedi ki...

Yazıya ilk baktığımda Japonya'da suç oranının arttığını sandım. Sonradan anladım aslını. Bence esas neden maneviyat eksikliği. Dünyadaki amacı artık olmayan insan sıkılır, depresyona girer. Yediği yemek içtiği sudan soluduğu havadan zevk almaz olur. İnançlı insanın bu dünyada ölmeden önce yapacağı bir görevi vardır. Bu görevi tamamlamak için çalışır.

TanAkaN

Adsız dedi ki...

TanAkan

Sana katılmak zorunda degilim ama katılıyorum..Hatta ve hatta bir önceki yazıda yazdıklarına DA!!

Sana bir önceki yorumunla ilgili bir şey sormak istiyorum..Şimdi blogu megul etmenin de anlamı yok.Taylan San a sorayım bakalım yardımcı olacaktır mutlaka bana..

HZL

Taylan dedi ki...

Japonya'da geleneksel olarak birey değil, toplum vardı. Bireyi eğiten, büyüten, şekil veren, destekleyen ve bu anlamda bireysel manevi hayatın yerini alan da toplumsal birlik ya da toplumsal "duygu birliği" olmuştur. Dini ritüeller de malum, burada hep toplumsal olaylardır. Bu toplum yapısı 80lerden itibaren gittikçe değişmeye, bozulmaya başladıkça bireysel sorunlar da açığa çıkmaya başladı.

Ortalama bir Japon'un içinde bulunduğu koşulları ve son zamanlarda nelerin değiştiğini, biraz daha anlatmaya devam edeceğim.

Adsız dedi ki...

sevgili Tanakan a bende katiliyorum.gecenlerde chiba da olan hadisede bir ihtiyar butun ailesini katletti (esi,oglu ve torunu).ihtiyarin dedigine gore olaydan birkac gun once esi ihtiyara sen bu evde fazlaliksin (jama des) tarzi bisey soylemis.tabii tek sebep bu degildir kalp ameliyati olduktan sonra adamin huyu suyu degismis falan da diyorlar.ayrica olayin muhakkak ki BILIMSEL:) yanida vardir ona aklim ermez.
Inanc konusunda ahkam kesecek kadar bilgili bir insan olmamakla beraber bu olayinda temelinde inanc eksikligi oldugunu inaniyorum,burda serseri mayin gibi dolanan o kadar cok insan varki kime carpip patliyacaklari hic belli degil.dunyada en tehlikeli silah olumu goze almis insandir sozunu kim demisse dogru soylemis,bu tur insanlardan burda cok olduguna inaniyorum.

ilker

Adsız dedi ki...

Arkadaşlar evet bende katılabilirm ama bu maneviyat denen şey bakkaldan alınan bir şey degi gercekten..Yada genetik olarak gecmiyor.İnanc gercekten herkese veya her külütre göre degişebilir ama önemli olan inanılan şeylerin bünyede bir şeyler geliştirmesi degilmi??

O serseri mayın gibi gezen insanlar her yerde var maalesef...Ben Son Smaurayı izledigim de oradaki manevi havayı cok dazla hissetmiştim.Her ne kadar inanışlar farklı olsada ögretiler aynı..Bu benim şahsi fikrimdir..

HZL

Adsız dedi ki...

"Sana katılmak zorunda degilim ama katılıyorum..Hatta ve hatta bir önceki yazıda yazdıklarına DA!!"

"Arkadaşlar evet bende katılabilirm ama"

HZL

Hangisi???

TanAkaN...

mete dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Taylan dedi ki...

Kişiselleşmeye başlıyan yorumları siliyorum arkadaşlar.

Blog formatında tartışmanın imkansızlığı ortada. Beni hayalkırıklığına uğratan, Türkiye'de bırakmayı umduğum inançlı-inançsız kutuplaşmasının buraya da taşınması. Bir önceki yorumda da anlatmaya çalıştığım gibi Japonya toplumsal bağlarla-kurallarla-töre ve rituellerle davranan bir ülke. Bireysel inanç çok ön planda değil. Japonları tanımak için bu açı çok önemli.

emre dedi ki...

Polemiğe dönüşmemesi için bir şey yazmak istemiyorum Sn. Taylan,ancak ne kadaar güzel söylemişsin sende,Bireysel inanışların,inançların bir önemi yok Japonyada,onları anlayabilmek için önce bunu idrak etmek,hazmedebilmek önemli.

emre..

Adsız dedi ki...

Dikkat ederseniz kendi fikirlerini söylemek yerine başkalarınınkini karalamak gibi bir psikoloji hakim bazı yorum yazanlarda. Türkiye'de de olan aynen bu. İnsanlar yeni birşeyler üretmek yerine üretenlerin üzerine basarak yükselme hayalleri peşinde. Ondan, cehennem kazanlarından Türklerin bulunduğu kazanda zebani yokmuş (Bilinen bir fıkradan uyarlama). Bu tür yaklaşımlar toplum psikolojisini çok kötü etkiliyor. Japonya da durum çok daha farklı olabilir belki ama toplumun birliği bozuldukça ve bireyselleşme (kapitalleşme) arttıkça yalnızlaşan insanlar bunalıma düşüyorlar. İnanç bu noktada bir tutkal görevi görüyor. İnsanları birbirine yaklaştırıyor. Bunu anlamamak için ganglyon sistemin fazla gelişkin olmaması yeterli.

TanAkaN

mete dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.