06 Kasım 2006

Orhan Pamuk Japonca'da

Orhan Pamuk at Maruzen
3 yıl önce Benim Adım Kırmızı'yı okumuştum. Bir süre sonra Japon bir arkadaş da Japoncasını okudu. Yani Orhan Pamuk kısıtlı çevrelerce olsa da Japonya'da tanınmıştı.

Yandaki resimi Tokyo istasyonu yakınlarındaki Maruzen kitap evinin 2. katında dün çektim. Bir doğum günü hediyesi arıyordum, ve bu yıl Orhan Pamuk'un Nobel'i kazandığı yılda bir Türk olarak yazarın kitaplarından birinin çok uygun olacağini düşündüm.

Bu yıl aslında Japonya'daki bazı insanlar Haruki Murakami'nin Nobeli alacağını umuyorladı. Sonuç öyle olmayınca biraz hayal kırıklığı oldu. Bizim Orhan Pamuk'la ilgili tartıştığımız konular Japon gazetelerinde biraz çıktı. Ama bizim tartışmalarımız daha çok haber oldu diyebilirim.

Japonlar ortalama olarak olayların politik yanlarıyla pek ilgilenmezler.

İşte Orhan Pamuk'un Kar ve Benim Adım Kırmızı'sı "2006 Nobel Edebiyat Ödülü" etiketiyle tepeleme sergilenmekteydi. Gabriel Garcia Marquez'in kitaplarıyla beraber!

10 yorum:

umama dedi ki...

taylan, nasıl çalıştığını okudun mu orhan pamuk'un? sabah çok erken kalkıp, modunu dusurmesin diye gazete bile okumayarak ve 15 dakika içinde evi terkederk direk ofisine gdiyormus. kendisi diyor ki ofiste yazmaktan daha çok volta atarak geçer zamanım, kendime küçük jestler yaparım, mesela seremoni ile kahve hazırlarım, en fazla yazabildiğim gün 1,5 sayfadır. eğer beğenmezsem yazdıklarımı düzeltmekle uğraşmam , yırtıp atmaktan korkmam . benim adım kırmızı için tam 9 yıl çalışmış. söyleyecek çok birşey yok sanırım.

Taylan dedi ki...

Merhaba Umama,

Bunu okumamistim dogrusu. Ama inanirim cunku oyle ince calisan biri izlenimini veriyor okurken.

Hele Benim Adim Kirmizi...Romanda benim icin cok alisilmisin disinda bir kurguydu. Cok emek harcadigi (hem arastirmak icin, hem kurgulamak icin) belliydi.

Bu yaziyi biraz da surekli kendi sinirlari icinde kalan insanlarimiz icin yazdim. Dunyadaki diger insanlar acisindan da olaylari biraz gormeye calisirlarsa belki herseyin daha cok degerini bilecekler. Bu son olaylarin politik yanlariyle ilgili dusunduklerimi hic yazmadim. Ama Wikipedia'daki listeye bakmak yeter. Dunya edebiyatinin efsane isimleri orda. Son sirada da Orhan Pamuk ve bayragimiz var. Soyleyecek baska birsey bulamiyorum.

Adsız dedi ki...

Merhabalar,

Ben bu konudaki düşüncelerimi kapalı bir arkadaş grubumda dile getirdim ama ne oldu çoğu üzerime yürüdü sözleriyle!

Halbuki ben Orhan Pamuk'un tüm kitaplarını okumuş ve Orhan Pamuk kitapları sever biri olarak O'nun edebi yönünden zerre kadar kuşku duymamaktayım!

Kesinlikle büyük bir titizlik, araştırmacı ve analitik zekayla yazılarını yazıyor ve kurgular muhteşem!

İlk kitabı Cevdet Bey ve Oğullarından başlayıp, Sessiz Ev'den sonra Kara Kitap, Yeni Hayat ve diğerlerini okuduğunuzda değişimin de farkına varırsınız!

Özgür düşünce dersek de eğer, o zaman sadece bazılarına değil herkese özgür düşünce dememiz lazım ki söylemimizle çeişkiye düşmeyelim! ki herkesin özgür düşüncesine katılmamız gerekmediği gibi yargılamadan infaz etmemiz de özgürlükçü ve barışcıl demokrasi ruhuna ters düşmekte...

emre dedi ki...

Tekrar merhaba sayın Taylan;
Orhan Pamuk,Türkiyenin başarısı yüzünden belki de en çok eleştirilmiş yazarıdır.Evet herkes birşeyler söylüyor,birşeyler yayımliyor onun hakkında.Pamuk hakkında görüşü olmayan çok az insan var sanırım.Görüşlerde 2 ana çatı altında hemen hemen birleşiyor.Birincisi,Pamuk'un edebi yönü kuvvetli bir yazar olduğu,ve Nobel Edebiyat Ödülü'nü hakkıyla kazandığı yönünde,diğeri ise,Ermeni ve Kürt kökenli insanların Türkler tarafından katledildiğini dile getirdiği için,aferin armağanı tarzında haketmediği bir ödülü aldığı,ve dünyada ondan çok daha fazla bu ödülü hakeden yazarlar olduğu yönünde.
Benim diyecek fazla birşeyim yok,zaten dememde bunu pek değiştirmeyecek,ne olursa olsun ödülü almiş,ve Sn. Taylanın da dediği gibi Wikipedia da Türk Bayrağı'nın yer almasını sağlamiştir.İnsanların iç dünyalarında kopan fırtınalardan söz etmek yersiz olur şu an ama,demek istediğim birşey var ki söylemeden geçemeyeceğim,eğer Sn. Pamuk'un vicdanı rahat ve bu ödülü kendi kabiliyeti ve edebi kıymeti nedeniyle aldığını düşünüyorsa cidden söyleyecek söz yok.
Ama insanların beklentileri farklı,böyle çetrefilli olaylara adı hiç bulaşmadan bu ödülü tartişmasız almasını dileyen çok insan var,bende bunlardan birisiyim.

belmontina2 dedi ki...

Selam!
Sayfanızı başka birşey ararken tesadüfen keşfettim. Hoşuma gitti.Çünkü Japonya ilgimi çekiyor uzun zamandan beri. Ama hep ya İngilizce ya da Almanca üzerinden bu konuda birşeyler okuyordum.Teşşekkürler bu sayfa için.
Benim de bir blogum var, oldukça sivri dili de olsa, bakarsanız sevinirim.

Taylan dedi ki...

Belmontina2,

Okuyucum olduğunuza sevindim. Profilinizde blogunuzun adı yok. Link gönderebilir misiniz?

eray dedi ki...

güzel bir blogda güzel bir yazı okudum.teşekkürler. merak ettiğim bir konu orhan pamuk un kara kitap romanının japon okurlar arasında nasıl algılandığıdır. benim adım kırmızıya gelebilecek tepkileri az çok tahmin edebiliyorum. orhan pamuk un da dediği gibi renkli-ve çokça dışa seslenmiş bir anlatı aslında- bir kitap. ama kara kitab'ı anlayacak kadar bir coğrafi daralmayı diğer ülke okuyucularının gösterip göstermediği benim için daha ilginç. bol dipnotlu bir japonca çevirisi yapılmış olmalı. ve çevirmen kelimelerin çevirisinden öte bazı kolay anlaşılır hedefli indirgemeler içinde bulunmuş olabilir mi tedirginliği bir nebzede olsa korkutuyor beni.
kısaca: orhan pamuk un kara kitap romanı ile ilgili japonca çevirisinden ve okur'un bu kitaba bakışından oluşan bir yazı yazabilir misiniz?

Taylan dedi ki...

Eray,

Bugün tekrak baktım ama Japonca'da daha basılmamış Kara Kitap. Kar ve Benim Adım Kırmızı var yalnızca şimdilik. Belki Japon basım evi kolay anlaşılabilecek, çevrilecek ve diğer yapıtların piyasaya sürülüp sürülmeyeceğini test edebilecek yapıtları öne çıkardı. İsteğiniz aklımda. Çıkınca bakarım.

Bu arada Orhan Pamuk'u yerden yere çalanların Nobel konuşması ve ödül töreninde ne hissettiğini çok merak ediyorum. O metni ve harika Türkçemizi Stokholm'de duyunca hala Pamuk'u "gavur" olarak mı gördüler?

Okumayanalar için Nobel konuşması:
http://www.ntv.com.tr/news/393375.asp

eray dedi ki...

lisede okurken rehberlik hocası ile yaptığım tartışma hala aklımda.
bundan yaklaşık dört sene önce bana hangi yazarları okuduğumu sorduğunda orhan pamuk ve milan kundera demiştim. milan kunderayı ilk kez benden duymuştu. orhan pamuk konusunda yaptığı eleştiri ise ,"orhan pamuk çok fazla yerel, evrensel olamayacak kadar yerel bir yazar" dan öte bir şey değildi.
artık tartışmanın belli bir noktasında öne sürdüğüm argümanların kadına temel ihtiyaçlarını hatırlatmaktan öteye bir fayda sağlamadığını gördüğümde yükselen sesimin eşliğinde bir arkadaşım tarafından ortamdan uzaklaştırılmıştım. orhan pamuk u ilk kez okuduktan sonra- yeni hayat- aradığım yazarı bulduğumu hemen anlamıştım. adam benim yazmak istediğim kitapları yazmıştı ve yazmaya da devam ediyordu. orhan pamuk u okuyamıyorum diyen insanların sesi hala türkiyede bir beğeni gibi seslendiriliyor. ve bugünkü sabah gazetesinde orhan pamuk un yazarlık hayatı boyunca kıskanç bir düşünce ile seslendirilmiş intihal suçlamalarına yeni bir boyut getirildiğini görünce artık bana japonya bile türkiyeye yeterince uzak gelmemeye başladı.
amin malouf un bir hikayesine atıf yapılarak yazarın nobel konuşması olan babamın bavulunun kibarca intihal seslendirilmeyen bir kelime ile çalıntı olabileceği yazılmıştı.
zaten daha önce bu gazetenin genel yayın yönetmeninin orhan pamuk okumamak-okuyamamak ile ilgili baş okşanması bekleyen yazısını bildiğimden beni fazlaca şaşırtmadı. orhan pamuk baba ve bavul dan bir metafor yaratacak kadar güçlü bir yazardır. çift kelimeden bir metafor yaratmanın zorluğu ortadayken..
artık ben sadece yeni bir orhan pamuk romanı istiyorum sadece. bir an önce masumiyet müzesinin bitmesini.. o uzun cümlelerin içine dağılmayı.

Taylan dedi ki...

Eray,

Uzaklıklar artık pek bir anlam taşımıyor zaten. Otobüsle Hakkari'ye gittiğinden daha kısa bir sürede Tokyo'ya uçakla gidiveriyorsun. Dil sorunu da aynı üstelik.

Sorunlara duygusal olarak yaklaşıyoruz. Bu yüzden Avrupalılarla da anlaşamıyoruz.

Tüm konularda halk olarak belli yaklaşımlarımız var. Kıbrıs, AB, Irak, Eurovizyon, futbol. Ne olursa olsun, başardıysak "aferim, zaten hakkımızdı bileğimizin hakkıyla aldık", yok başaramadıysak "hakkımızı yediler, zaten hep arkamızdan numara çevirirler" diyip işin içinden çıkıyoruz. Başaranın da genel "bizim" içimizden çıkmış olması, bizden olması gerek, yoksa çok umursamayız, hatta kızarız. Süreyya Ayhan olayı mesela. Sertab'ın İngilizce şarkı söylemesi. Orhan Pamuk için de: bizi sattı o herif diyor işin içinden çıkıyorlar işte. Bunun ötesinde bir düşünce yok ortada.

Son günlerde gündemdeki AB fiyaskosu da benzer durum.